16 Kasım 2007 Cuma

ZENGİNLİK

ZENGİNLİK NİMET Mİ KÜLFET Mİ?
AHİRET Mİ DÜNYA KAZANCI MI?

Rabbimizin Eşsiz Nimeti Zenginlik ve Hayırlı Mal:

Öncelikle bilinmesi gereken husus zenginliğin Rabbimiz'in bir nimeti olduğudur. Allahu Zülcelal zenginlik sahibidir. Birşeyin varlık kazanması için OL demesi yeterlidir. Rabbimizin verdiği nimetlerin tüketilmesinde ve kullanılmasındaki adab ve ölçü bilinmediği taktirde tüm nimetler Allah korusun bizler için külfete dönüşebilir.Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:"Salih adam (iyi ve olgun mü'min) için hayırlı mal ne güzeldir." (1) Hadis hakkında Amr İbnü-i As (r.a) şöyle anlatmaktadır:

'Peygamber (s.a.v) bana (haber) gönderip elbisemi ve silahımı kuşanmamı, sonra da kendisine gelmemi emretti. Ben de emredileni yaptım ve yanına vardım ki, abdest alıyordu. Gözünü bana çevirdi, sonra aşağı indirdi ve şöyle buyurdu: "-Ya Amr! Ben seni savaş için askere göndermek istiyorum. Böylece Allah sana ganimet ihsan eder. Ben de sana topluca, çokça hayırlı mal veririm."Ben dedim ki: "Ben mala rağbet ederek müslüman olmadım. Ben ancak RasüluLah (s.a.v) ile beraber olayım diye İslam'a rağbet ederek müslüman oldum."Hz. Peygamber (s.a.v): "Ey Amr! Salih (iyi ve olgun mü'min) için hayırlı mal ne güzeldir." buyurdular. (2)

Burada hayırlı malın salih, yani olgun bir müslüman için öneminden ve güzelliğinden bahsedilmektedir. İnsan salih bir kul ise elbette o mal onu yanlış yöne yönlendiremez, tersine o salih kişi malını hayırda kullanır. Bu ise hem o kişi için hayırlı bir amel olur, hem de toplumdaki diğer insanlara faydalı hizmetlerin ortaya çıkmasını sağlar. Kısaca, dünya ve ahiret kazancı ve güzellikleri, salih bir kimsenin mal ile buluşması neticesinde ortaya çıkmış olur.


Malın Kullanımına Göre Hayır ve Şer Ölçüsü:

Diğer yandan Kuran-ı Kerim'de "İnsanoğlu hayır (yani mal) sevgisine aşırı düşkündür." (3) "Mal/servet ve oğullar, dünya hayatının zineti (süsü)dir..." (4) ifadeleriyle de malın kullanımına göre hayır ve şerre dönüşebileceğine dair işaretler vardır. Dinimiz zenginliğe değil, onun kötü kullanılmasına ve zenginliğe güvenerek haktan yüz çevirenlere karşı çıkmıştır. Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:"Allah'tan korkan (takva sahibi) kimse için zenginlikte beis (zarar ve sakınca) yoktur. (5) "Muhakkak ki hayır, şer getirmez. Ancak derelerin (baharda) bitirdikleri otlar arasında, ya çatlatarak öldüren ya da ölüme yaklaştıran bitki de var. Yalnız yeşil ot yiyen hayvanlar müstesna. Zira bunlar yeyip böğürleri şişince güneşe karşı dururlar (geviş getirirler), akıtırlar ve rahatça def-i hacet yaparlar, sonra tekrar dönüp yayılırlar. Şüphesiz ki, bu mal hoştur, tatlıdır. Ondan fakire, yetime ve yolcuya veren bu malın müslüman sahibi en iyi (insan) dir. Bunu (malı) hak etmeden alan, yediği halde doymayan kimse gibidir. O mal, kıyamet günü aleyhinde şahitlik yapacaktır. "(6)

Bu noktada bir müslüman kazandığı servetin fayda ve zararlarını bilirse o malın şerrinden korunarak mal ve zenginliğinin hayrını kazanabilir. Öncelikle sahip olunan değerlerden kişinin kendisi için harcadığı tutarlardır ki günlük yaşamını idame ettirebilme temel ibadetlerini rahatlıkla yapmasını temin edecek bir ortamı ve yaşamı oluşturma maddi ibadetlerini (hac zekat gibi) yerine getirebilmesidir. Ayrıca kişinin diğer insanlara sarfettiği sadaka hayır ve hizmetler ziyafet hediye gibi cömertlik sıfatına taalluk eden hususlardır.

Yeni iş alanları kurarak istidamı sağlamak suretiyle başkalarının da rızık kazanmalarına vesile olabilmek gibi pek çok faydalar sayılabilir. Demek ki para kazanmak ve zenginliğin kendisi değil kullanımı ve hangi amaca hizmet ettiği bizler için belirleyici olmalıdır. Nihayetinde mal ve mülk sahibi Allahu Zülcelaldir.

Allah (CC) İçin Harcamak:

'Ve Allah'ın, size verdiği maldan onlara da verin." (7) "Bu (mal) ise, Allah'ın nzıklanndan (bir rızık) tır. Size verdiğimiz rızıktan (Allah) için harcayın." (8) Allah için harcanmayan rızık kişiyi hüsrana uğratabilir. Nitekim bir ayeti kerimede "Size verdiğimiz rızkın temizlerinden yeyin, ama bu hususta taşkınlık etmeyin;sonra gazabım üzerinize iner, kimin üstüne gazabım inerse artık o (ateşe) düşmüştür." (9) buyurulmaktadır.Karun Kıssasında Allahu Zülcelal kendisine çokça mal vermiş ancak o mal onun şımarmasına sebep olmuştur. "Nihayet biz, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik." (10)

Fakirlik ve Zenginlik Dengesi:

Peygamber Efendimiz (sav)'in mütevâzi ve hatta yoksul bir hayâtı tercih etmesinin hikmetini de iyi değerlendirmek gerekmektedir. Öncelikle Efendimiz, şahsî hayâtında fakirliği tercih etmiş, eline geçen her şeyi dâvası ve ümmeti için cömertçe harcamıştır. Ayrıca onun zâhidâne hayâtı, toplum içerisinde toplumun her kesimi için örnek model oluşturmuştur.

Zîrâ zengin, varlık içerisinde nasıl zühd hayâtı yaşayacağını; fakir de yokluk ve imkânsızlıklara karşı nasıl sabır ve tahammül göstereceği O'nun eşsiz hayatından öğrenilebilecektir. Peygamberimizin (sav); “Unutturan fakirlikle birlikte azdıran zenginlikten” (11) ümmetini sakındırması, yine “Asıl zenginliğin mal çokluğu ile değil de gönül zenginliği olduğunu ” (12) belirten ifadeleri ve duâlarında “ Zenginlik ve fakirlik fitnesinin şerrinden Allâh'a sığınması ” (13) şükür ehli zenginlerden de övgüyle bahsedilmiş ve ilgili şahsiyetler ibretlerle dolu menkıbelere mevzû olmuşlardır ki bu ifadeler mutlak anlamda fakirlik veya zenginliğin hayır ya da şer olmadığını göstermektedir.

Kazanç ve Harcamadaki Ölçüler:

Gerek kazanırken gerekse harcamalarda bulunurken mutlaka haram ve israftan kaçınmak gereklidir. Müslüman zengin ve salih insan olmalıdır. Böyle olunca malı da salih olur. Müslüman zengin, alçak gönüllü ve mütevazi olmalı, asla şımararak başkalarına tepeden bakmamalıdır. Müslüman zengin hesap endişesi içinde olmalı, hesabını veremeyeceği şeylere iltifat ve tenezzül etmemelidir. Cimri olmamalıdır, verdiğini ve yaptığı iyiliği başa kakmamalıdır. Cömert olmalı müsrif olmamalıdır.

Zenginliğin Önemi:

Bir müslüman için zengin olmak önceki satırlarımızda da belirtildiği üzere dinin gereklerini yerine getirmek özellikle maddi ibadetleri yerine getirmek başkalarına yardımcı olmak kısacası din adına sağlayacağı faydalardan ötürü son derece önemlidir. Ancak kazanç ve harcamadaki belirttiğimiz ölçüler içinde bir yaşam bir müslüman için zaruri ölçüler olmalıdır. Önemli bir diğer husus da bu zenginliği kavuşmak için asıl amaç olan kulluk şuurunun ihmal edilmemesidir. Aksi taktirde Harun kıssasında belirtilen kötü sonuçlarla karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır..

İşte zengin olma noktasında en büyük tehlike kazanma adına ahiretten vazgeçme tehlikesidir. Bir müslüman hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya hayatını şeri ölçüler dahilinde değerlendirmeyi bildiği gibi yarın ölecekmiş gibi de ahireti için çalışmalıdır. Yani bu iki amacı en güzel şekliyle bir potada eritmeyibilmelidir. Şu da bir gerçektir ki mutluluk için zenginlik olmazsa olmaz bir gereklilik olarak da algılanmamalıdır. Fakirlik halinde de bu imtihanın değerini bilerek Allah'a karşı asla asi olunmamalıdır.Bir mümin olarak sahip olduğumuz değerlerin ve zenginliğin kıymetini bilmeli gücümüz nispetinde bu değerlerin en iyi şekilde Hakkını vermeli ve bunun için de Cenabı Hakka dua etmeliyiz.

Dipnotlar:
(1) Ahmed, Müsned, 4/402; Hakim. Müstedrek, 2/2,236: İbni Şeybe. Musannef. 7/18;Tebrizi,Mişkatül,Mesabih,2, (3756)(2) Buhari, Edebül-Müfred, 112 (299):Ahmed, a.g.e.,4/402;Ceylanî,FadluIlahis-Samed, 1/398-399(3) Adiyat, 8.(4) Kehf, 46.(5) İbniMace,Tıcarat,l(2141) Ahmed,5/372-81;Buhari,113(301).(6) Buhari,Zekat,47.Cuma, 37,Rikak,7;Müslim.(7) Nur, 33.(8) Münafıkun, 10.(9) Taha,81.(10) Kassas, 81.(11)Tirmizî, Zühd, 3.(12) Buhârî, Rikâk, 15.(13) İbn-i Hanbel, VI.

Yalkın Tuncay

Hiç yorum yok: