İnsanoğlu her zaman bir yöne doğru eğilimli olmuş, bir tarafa yakın iken diğer yandan uzak durmuştur. Her an duruşuyla ,düşüncesiyle, fiilleriyle bir tarafa hizmet etmektir. Ya hayra, ya şerre katkı yapmaktadır. Ve her an ya perdelenmekte ya da perdelerini açmaktadır.
Bizim tercihimizin hayırdan yana olduğundan şüphemiz yok. Peki bu niyetimize rağmen bu konuda neden yeterince muvaffak olamıyoruz sorusu üzerinde durmamız gerekiyor. Bizi yolumuzdan alıkoyan; kalbimize, gözümüze ,düşüncemize benliğimize perde koyan şeyler nelerdir? Bir çoğumuz bunun cevabını hemen verebilir. Allahu Teala (CC) nın emirleri yapılmazsa, Resulullahın (S.A.V.) sünnetine uyulmazsa, Allah Dostları örnek alınmazsa akıbet elbette hayırlı olamayacak, muvaffakiyet sağlanamayacaktır. Bunu bilgiye sahip olduğumuz halde neden uygulayamıyoruz sorusunun akabinde asıl mesele başlıyor.
Uygulayamıyoruz, çünkü günlük yaşantımızda maneviyatımıza perde olan pek çok şey var. Bunlar aslında imtihan sebebi. Çoğu zaman bu etkenleri yok edemiyoruz. Hemen aklımıza harama nazar etmek, gıybet dinlemek, abur cubur, helal haram demeden yemek içmek gibi örnekler gelir ki bunların tamamının vücudumuzda, kalbimizde, ruhumuzda olumsuz etkileri vardır. Dış etkenler olarak nitelediğimiz bu örnekleri çoğaltmak her zaman mümkündür. Bir de iç etkenler mevcuttur ki bunlar daha güçlü engellerdir. Benlik, kibir, ucup, mevki ve makam sevgisi, para sevgisi, çocuk sevgisi, eş sevgisi, mal sevgisi gibi iç engelleri yıkmak çok daha fazla gayret gerektirmektedir. Gerçekten günlük yaşantımızda çokça olumsuz etki ve günaha davet eden şeytan ve nefisin çağrılarını alıyoruz. Bu durum üzerimizde mutlaka bir iz bırakıyor ve zamanımızda da bu durum maalesef kötülüğü davet giderek artıyor.
Peygamber Efendimiz (S.A.V.) kişi bir günah işlediğinde kalbinde bir siyah nokta olur, bu siyah noktalar tövbe ile giderilmezse zamanla kalp kararır buyurmuşlardır. Peygamber efendimiz (S.A.V.)’in nefisle mücadelenin büyük cihat olduğuna dair beyanları bulanmaktadır.
Önümüze çıkan bu olumsuz etkileri ancak tövbe, zikir, ibadetle giderebiliriz. Tövbe, samimi zikir ve ibadet de ihlasla , teslimiyetle , muhabbetle ve riyasız olmalıdır.Ancak o zaman kul ile Rabbi arasında perdeler yavaş yavaş açılır ve ilahi huzura kabul olunur.
Perdeli kalmak, perdelenmek büyük hüzün ve mahrumiyet. Görememek, bilememek ne kadar acı. Işığın girmemesi sinelere , karanlıklarda kalmak. Tıpkı perdelerin odaya ışığın girmesini engellediği gibi. Perdelenme konusu Kur’an-ı Kerim’de Allahu Teala tarafından çokca zikredilmiş ve önemle vurgulanmıştır. Kişi ilahi huzurdan perdeli kalmamaya çok dikkat etmelidir.
‘Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır.’ (1)
‘Kur'an okuduğun zaman seninle ahirete inanmayanlar arasında görünmez bir perde kıldık. Ve onların kalpleri üzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kur'an'da sadece Rabbini "bir ve tek" (ilah olarak) andığın zaman, 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler.’ (2)
‘Onlar, Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Gafil olanlar onların ta kendileridir.’ (3)
‘Onlar: "Bizi büyülemek için mucize (ayet) olarak her ne getirirsen getir, yine de biz sana inanacak değiliz" dediler.’ (4)
‘Dediler ki: "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalplerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, (yapabileceğini) yap, biz de gerçekten yapıyoruz.’ (5)
‘Bu, onların iman etmeleri sonra inkar etmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar.’ (6)
Allah tüm kainatı ve olayları sebeplere bağlamıştır. Sebepleri, gerçek yaratıcı yerine koymak bizler için son derece tehlikelidir. Bu yüzden sebep ve araçları, amaç edindiğimiz takdirde, sebeplere takılı kalmak kendimize cennet yolunda birer engel ve perdedir. Şüphesiz en kalın perde kişinin kendi vehmi benliğinin var olduğunu düşünmesidir. Kişi yaptığı ibadetin, sahip olduğu tüm değerlerin kendi çabasından ileri geldiğini, çalışmalarının kendi kudreti neticesi ortaya çıktığını düşünürse, Allah’ı bilme noktasında gaflettedir. Kendini bilmedikçe de Rabbini bilmeye yol bulamaz. Ne zaman ki varlığından fena bulur, o zaman kendini aradan kaldırarak seyri sülukta yol alır. Tasavvuf ehli kendini yok bilir, tüm perdeleri, vehmedilen ilahlarını yokluğunun idraki içinde, ilahlar yoktur, sadece Allah ( Lailahe İllallah) der.
‘Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? (7)
Vicdanlarını geride bırakıp nefislerine uyan ve sahip oldukları özellikler sebebiyle azan bu kişiler "sağırlar ve körler" olarak tanımlanmışlardır. Kalplerinin mühürlü olması, anlayışlarının olmadığını, yani akıllarını kullanamadıklarını, doğruyu yanlıştan ayıramadıklarını bildirmektedir. Bu kişiler huzura alınmamışlardır, mahrumdurlar geçici dünyada aldatıcı zevklerle meşgul olup dünyaya aldanmışlardır.
Hedef, Allah Teâlâ'ya olan ibâdeti hakkıyla yerine getirmek; sevgi, boyun eğme, korkma, sığınma, tevekkül, korku ve ümit, oruç, namaz, dua vb. taat ve ibadetlerde O’na hiç bir şeyi ortak koşmadan yönelmektir. Yapılan tüm çalışmalar ve ibadetler Allahu Zülcelal’in dışındaki bir şeye yapılamaz. Bir başkasına hoş görünmek ve dünya menfaatleri, kişisel egoların tatmini için yapılan tüm çabalar boş ve değersizdir. Riya ve gösteriş için yapılan amellerde olduğu gibi.
Göklerde ve yerde bütün otorite ve yetkilere sahip olan, ancak Allah'tır; yaratma O'na mahsustur; bütün nimetler O'nun kudret elindedir; bütün işler yalnızca ve yalnızca O'na aittir; kuvvet ve çare O'nun hükmündedir; göklerde ve yerde olan her şey ister istemez O'na itaat etmeye, emrine boyun eğmeye mecburdur. Bu sebeple onun dışında ilah olarak düşünülen şeyler yoktur ve sadece O’ndan bahsedilebilir. Hatta varlık ve yokluk tanımları bile onu izahtan uzaktır. Yüce Kuranda kendini bildirdiği üzere her şeyin hakiki var edicisi ve rızk vericisi Allah’tır.
‘Siz yalnızca Allah'tan başka birtakım putlara tapıyor ve birtakım yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah'tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah'ın katında arayın, O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz O'na döndürüleceksiniz.’ (8)
Kim ki sağladığı menfaati ve eline geçenlerin Allah’ın dışında bir yaratılmıştan geldiğine inanırsa son derece zor bir durumun içinde kendisini kaçınılmaz olarak bulacaktır. Ancak ve ancak O onay verirse edilen dualar kabul edilir. Ancak perdelerini kaldırabilenler ve O’na dost olabilenler onun nezdinde duaları makbul olanlardır.
Tüm gaflet perdelerini yırtmak için Kuranı Kerim ve Peygamber Efendimizin sünnetlerinde ifade edilen hususları çok dikkatli bir şekilde incelemek ve yerine getirmekle mükellefiz. Sebeplerin hakiki failinin Allahu Zülcelal olduğu bilinciyle hareket etmeli, azalarımızı günahlardan muhafaza edip, dosdoğru bir insan olarak, zikir, namaz, ibadet, salih amel, oruç, gibi güzel amel ve ibadetlerle tüm yaşamımızı süslemeli, manevi engel ve perdeleri kaldırma yolunda devamlı bir çaba içinde olmalıyız. İşte o zaman Yüce Yaradanın müjdelerine müstehak olabiliriz.
Perdelidir seven sevdiğinde
Açılsa sahne görünür benliğinde
Seyreyler hayalinde
Kendinden kendine her nefeste
.
Nefes tutar kendini
Kendine döner benliğinde
Benlik yok olur birliğinde
Ne perde kalır, ne de söz…
Kaynak:
1-Araf/179
2-İsra/45-46
3-Nahl/108
4-Araf/132
5-Fussilet/5
6-Munafikun/3
7- Casiye Suresi, 23-24
8-Ankebut/17
Yalkın Tuncay
16 Kasım 2007 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Perde, Bizim İşimiz ve Sizin için Üretiyoruz..
En kısa sürede en kaliteli hizmeti almak için bizimle..
1990′ dan beri sizin için İstanbul Avrupa yakasında en kaliteli perdeleri en uygun fiyat politikası ile üretiyoruz ve sizin ile çalışmayı dört gözle bekliyoruz..
Peki Ama Neden Bir Perde?
Çünkü kaliteyi uygun fiyat ile sunuyoruz..
Bir Perde sürdürülebilirliğin müşteri memnuniyetine dayalı olduğuna inanıyoruz bu yüzden yaptığımız tüm işlerde %100 müşteri memnuniyetini hedefliyoruz..
Müşterilerimizin bizi çevrelerine önermesinden mutlu oluyoruz. Bu yüzden işimizi titizlikle ve kalite ile yapmaya özen gösteriyoruz. Bir Perde satış öncesi ve satış sonrası desteğini taahhüt etmektedir.
Selamün Aleyküm.
Elhamdullillah çok faydalı bi yazı olmuş,umarım istifade edenlerden oluruz.
Kafamda çok değişik sorular var.Bilmem cevaplanır mı?.
Selam ve dua ile...
Yorum Gönder