
(YETİM/ÖKSÜZ VE FAKİR/ FUKARAYA HİZMETİN ÖNEMİ)
İhtiyaç sahiplerine, fakir ve kimsesizlere yardımın önemi hakkında okulda ve çevremizde bilgi aktarılır bizlere. Lakin bu bilgi hayatımıza ne derecede geçebilmiştir? Bunu idrak edebildik mi? İhtiyaç halinde olanların neler hissettiğine şahit olabildik mi? Mal ve mülkteki fakirliğin yanı sıra; sevgi fakirliğinin ne olduğunu biliyor muyuz?
Sevgisiz kalmak, bir ana veya babanın şefkatinde mahrum olmak nedir? Bir yetimin ve öksüzün içinde bulunduğu hassasiyeti ne ölçüde anlayabiliyoruz? Anne veya babamızı küçük yaşlarımızda ve onlara doyamadan mı yitirdik? Yokluklarını doldurabildik mi?
Ya da eşinizi kaybettiyseniz yavrunuza bu acı gerçeği nasıl açıkladınız? Yavrularımıza nasıl destek olabiliriz? Anne ve babalarını yitiren yavrucaklara sevgimizi nasıl verebiliriz?
Cennetle Müjdelenmek:
Bakınız Peygamber Efendimiz (SAV)’in yetimi büyüten ve bakanları nasıl müjdeliyor:,‘Yetimi güzel terbiye ederek büyütenle Kıyamette beraber oluruz.’ (1) ‘Akraba veya yabancı bir yetimi kendisini kurtarana kadar bakana Cennet vacip olur.’ (2) ‘Sabredip sevabını umarak yetime bakanla, Cennette beraber oluruz.’ (3) ‘Cennetin kapısını ilk önce ben açacağım. Bu sırada, bir kadın, benden önce davranacak, buna kim olduğunu soracağım, o da, "Yetim kalan çocuklarıma bakan biriyim" diyecektir.’ (4) ‘Cennette “Dar-ül-ferah” denilen köşke, ancak, müminlerin yetimlerini sevindiren girer.’ (5) Görülüyor ki yetime bakıp, gözetene ve sevindirene Cennet vacip oluyor. Bu ne büyük bir mükafattır, bunu anlamamız lazımdır.
Allah’a Yakınlaştıran Evler:
Allah-u Zülcelal içinde yetim bulunan ve onlara iyilik yapılan evleri sevmektedir. ‘Allahü teâlâ, yetim bulundurulan ve ona iyilik yapılan evi sever.’ (6) ‘Evlerin en iyisi, yetime iyilik yapılan evdir. En kötüsü de yetime kötülük edilen evdir.’ (7)
Sevgisiz kalmak, bir ana veya babanın şefkatinde mahrum olmak nedir? Bir yetimin ve öksüzün içinde bulunduğu hassasiyeti ne ölçüde anlayabiliyoruz? Anne veya babamızı küçük yaşlarımızda ve onlara doyamadan mı yitirdik? Yokluklarını doldurabildik mi?
Ya da eşinizi kaybettiyseniz yavrunuza bu acı gerçeği nasıl açıkladınız? Yavrularımıza nasıl destek olabiliriz? Anne ve babalarını yitiren yavrucaklara sevgimizi nasıl verebiliriz?
Cennetle Müjdelenmek:
Bakınız Peygamber Efendimiz (SAV)’in yetimi büyüten ve bakanları nasıl müjdeliyor:,‘Yetimi güzel terbiye ederek büyütenle Kıyamette beraber oluruz.’ (1) ‘Akraba veya yabancı bir yetimi kendisini kurtarana kadar bakana Cennet vacip olur.’ (2) ‘Sabredip sevabını umarak yetime bakanla, Cennette beraber oluruz.’ (3) ‘Cennetin kapısını ilk önce ben açacağım. Bu sırada, bir kadın, benden önce davranacak, buna kim olduğunu soracağım, o da, "Yetim kalan çocuklarıma bakan biriyim" diyecektir.’ (4) ‘Cennette “Dar-ül-ferah” denilen köşke, ancak, müminlerin yetimlerini sevindiren girer.’ (5) Görülüyor ki yetime bakıp, gözetene ve sevindirene Cennet vacip oluyor. Bu ne büyük bir mükafattır, bunu anlamamız lazımdır.
Allah’a Yakınlaştıran Evler:
Allah-u Zülcelal içinde yetim bulunan ve onlara iyilik yapılan evleri sevmektedir. ‘Allahü teâlâ, yetim bulundurulan ve ona iyilik yapılan evi sever.’ (6) ‘Evlerin en iyisi, yetime iyilik yapılan evdir. En kötüsü de yetime kötülük edilen evdir.’ (7)
Yetime Şefkat, Sevindirmek ve İkram Etmek:
Herkesi sevindirmek sevap olmakla beraber, yetimi sevindirmek daha fazla sevap hükmündedir. Aynı şekilde herkesi üzmek günahtır ama yetimi üzmek, onların özel ve hassas durumları nedeniyle daha çok günah sayılmaktadır. Yetimleri sevmenin ve ilgi göstermenin en kolay yolu başlarını okşamak ve sevgimizi bu yolla da olsa gösterebilmektir. Bu noktada dokunarak sevgimizi ve şefkatimizi nasıl yansıtıp aktarabileceğimiz hadislerle bildirilmiştir. Yetim ve öksüz olmanın kişiye ne tür bir eziklik ve eksiklik hissi verdiğini sanırım yaşayanlar anlayacaktır. Bu nedenle hadisi şeriflerde bu güçlü hislere ve hassasiyete sahip yetime bakılıp ihtiyaçları giderildiğinde kişilerin kalplerinin yumuşadığı, yetime haksızlık edilip kötü davranıldığında ise kişinin Allah’tan (CC) uzaklaştığı beyan edilmiştir.
‘Yetime yakın ol, ona acı, başını okşa, beraber yemek ye! Böyle yapanın, kalbi yumuşar ve ihtiyaçları karşılanır.’ (8) ‘Kalbinin yumuşamasını ve hacetinin görülmesini istersen, yetime acı, onun başını okşa ve ona yediğinden yedir.’ (9) ‘Sırf Allah rızası için yetimin başını şefkatle okşayan, elinin değdiği saçlar sayısınca sevaba kavuşur.’ (10)
Buradan anlaşılmaktadır ki; onun saçlarını okşarken Allah-u Zülcelal’in rızası düşünülmelidir. Diğer yandan Allah-u Zülcelal şöyle buyurmaktadır:
‘Yoksula, yetime, esire seve seve yemek yedirir.’ (11) ‘Hayır, hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.’ (12)
Yetim Malı Yemek ve Yetim Hakkı:
Yetimlere ait mallar konusunda da pek çok ayeti kerime bulunmakta olup, farklı bir hassasiyetle konuya yaklaşıldığı ve özellikle bu hususta Allah (CC)’tan korkulması gerektiği belirtilmektedir.
‘Allah'tan korkun da yetimlere mallarını verin, murdarı temiz ile, haramı helal ile değişmeyin; onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin, çünkü o, büyük bir günahtır.’ (13) ‘Yetimin malına, rüştüne erinceye kadar en güzel şekilden başka türlü yaklaşmayın; ölçeği ve tartıyı tam ve denk tutun…’ (14) ‘Miras taksimi yapılırken uzak akraba, yetimler ve yoksullar da orada hazır bulunuyorlarsa, hem onlara ondan bir miktar verin, hem de gönül alıcı sözler söyleyin.’ (15) ‘… Yazılmış hakları olan mirası kendilerine vermediğiniz ve nikahlamayı istemediğiniz öksüz kızlar, mağdur çocuklar ve yetimlere adil davranmanız hakkında kitapta yüzünüze karşı okunup duran ayetler var!" Daha da hayra dair ne yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu da biliyor.’ (16)
İnsanların malını haksız yere yemek haram iken yetiminkini yemek daha büyük günah olarak kabul edilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
‘Büyük günahlar yedidir: Bunlardan biri de yetim malı yemektir.’ (17) ‘Kıyamette, Allah katında büyük günahların en büyüğünden biri yetim malı yemektir.’ (18) ‘Allahü teâlâ yetim malı yiyeni Cennete koymaz.’ (19) ‘Şu iki zayıf hakkında Allah’tan korkun! Dul kadın ve yetim çocuk.’ (20)
‘Yetim talebesine gücünün yetmediği işleri teklif eden hocaya elim bir azap vardır.’ (21) Peygamber Efendimiz (SAV)’ de bir yetim idi. ‘O, seni bir yetim iken barındırmadı mı?’ (22) diye hitap etmektedir Allah-u Zülcelal Efendimize (SAV). O’nun nezdinde tüm yetimleri aynı şekilde düşünmeli, bir başına kalmış, annesiz ve babasız Efendimizi gözümüzün önüne getirmeli ve tüm yetim ve öksüzlerden şefkat ve merhametimizi esirgememeliyiz. Bir hadisi şerifte buyrulduğu üzere; ‘Yetimi ağlatmaktan sakının!’ (23) Merhamet etmeyene merhamet edilmez düsturundan hareketle, yetim ve öksüzlere ilgi alaka ve sevgi göstererek, kalbimizin yumuşamasına vesile edinmeliyiz. ‘Öyle ise, sakın yetime kahretme (onu horlama.)’ (24) Allah-u Zülcelal başta yetim, öksüzler olmak üzere tüm yoksul ve ihtiyaç sahiplerine merhametle yaklaşmayı bizlere nasip etsin, kalplerimize yumuşaklık versin. (Amin).
Kaynak: 1-Buhari,2-Ebu Davud,3-Taberani,4-Ebu Ya’la,5-İ.Neccar,6-Taberani,
7-İbni Mace,8-Haraiti,9-Taberani,10-İ. Ahmed,11-İnsan/8,12-Fecr/17,
13-Nisa/2,14-En’am/152,15-Nisa/8,16-Nisa/127,17-Bezzar,18-İbni Hibban,19-Hakim,20-Beyheki,21-İ.Rafii,22-Duha/6,23- İsfehani, 24-Duha/9.
Herkesi sevindirmek sevap olmakla beraber, yetimi sevindirmek daha fazla sevap hükmündedir. Aynı şekilde herkesi üzmek günahtır ama yetimi üzmek, onların özel ve hassas durumları nedeniyle daha çok günah sayılmaktadır. Yetimleri sevmenin ve ilgi göstermenin en kolay yolu başlarını okşamak ve sevgimizi bu yolla da olsa gösterebilmektir. Bu noktada dokunarak sevgimizi ve şefkatimizi nasıl yansıtıp aktarabileceğimiz hadislerle bildirilmiştir. Yetim ve öksüz olmanın kişiye ne tür bir eziklik ve eksiklik hissi verdiğini sanırım yaşayanlar anlayacaktır. Bu nedenle hadisi şeriflerde bu güçlü hislere ve hassasiyete sahip yetime bakılıp ihtiyaçları giderildiğinde kişilerin kalplerinin yumuşadığı, yetime haksızlık edilip kötü davranıldığında ise kişinin Allah’tan (CC) uzaklaştığı beyan edilmiştir.
‘Yetime yakın ol, ona acı, başını okşa, beraber yemek ye! Böyle yapanın, kalbi yumuşar ve ihtiyaçları karşılanır.’ (8) ‘Kalbinin yumuşamasını ve hacetinin görülmesini istersen, yetime acı, onun başını okşa ve ona yediğinden yedir.’ (9) ‘Sırf Allah rızası için yetimin başını şefkatle okşayan, elinin değdiği saçlar sayısınca sevaba kavuşur.’ (10)
Buradan anlaşılmaktadır ki; onun saçlarını okşarken Allah-u Zülcelal’in rızası düşünülmelidir. Diğer yandan Allah-u Zülcelal şöyle buyurmaktadır:
‘Yoksula, yetime, esire seve seve yemek yedirir.’ (11) ‘Hayır, hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.’ (12)
Yetim Malı Yemek ve Yetim Hakkı:
Yetimlere ait mallar konusunda da pek çok ayeti kerime bulunmakta olup, farklı bir hassasiyetle konuya yaklaşıldığı ve özellikle bu hususta Allah (CC)’tan korkulması gerektiği belirtilmektedir.
‘Allah'tan korkun da yetimlere mallarını verin, murdarı temiz ile, haramı helal ile değişmeyin; onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin, çünkü o, büyük bir günahtır.’ (13) ‘Yetimin malına, rüştüne erinceye kadar en güzel şekilden başka türlü yaklaşmayın; ölçeği ve tartıyı tam ve denk tutun…’ (14) ‘Miras taksimi yapılırken uzak akraba, yetimler ve yoksullar da orada hazır bulunuyorlarsa, hem onlara ondan bir miktar verin, hem de gönül alıcı sözler söyleyin.’ (15) ‘… Yazılmış hakları olan mirası kendilerine vermediğiniz ve nikahlamayı istemediğiniz öksüz kızlar, mağdur çocuklar ve yetimlere adil davranmanız hakkında kitapta yüzünüze karşı okunup duran ayetler var!" Daha da hayra dair ne yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu da biliyor.’ (16)
İnsanların malını haksız yere yemek haram iken yetiminkini yemek daha büyük günah olarak kabul edilmiştir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
‘Büyük günahlar yedidir: Bunlardan biri de yetim malı yemektir.’ (17) ‘Kıyamette, Allah katında büyük günahların en büyüğünden biri yetim malı yemektir.’ (18) ‘Allahü teâlâ yetim malı yiyeni Cennete koymaz.’ (19) ‘Şu iki zayıf hakkında Allah’tan korkun! Dul kadın ve yetim çocuk.’ (20)
‘Yetim talebesine gücünün yetmediği işleri teklif eden hocaya elim bir azap vardır.’ (21) Peygamber Efendimiz (SAV)’ de bir yetim idi. ‘O, seni bir yetim iken barındırmadı mı?’ (22) diye hitap etmektedir Allah-u Zülcelal Efendimize (SAV). O’nun nezdinde tüm yetimleri aynı şekilde düşünmeli, bir başına kalmış, annesiz ve babasız Efendimizi gözümüzün önüne getirmeli ve tüm yetim ve öksüzlerden şefkat ve merhametimizi esirgememeliyiz. Bir hadisi şerifte buyrulduğu üzere; ‘Yetimi ağlatmaktan sakının!’ (23) Merhamet etmeyene merhamet edilmez düsturundan hareketle, yetim ve öksüzlere ilgi alaka ve sevgi göstererek, kalbimizin yumuşamasına vesile edinmeliyiz. ‘Öyle ise, sakın yetime kahretme (onu horlama.)’ (24) Allah-u Zülcelal başta yetim, öksüzler olmak üzere tüm yoksul ve ihtiyaç sahiplerine merhametle yaklaşmayı bizlere nasip etsin, kalplerimize yumuşaklık versin. (Amin).
Kaynak: 1-Buhari,2-Ebu Davud,3-Taberani,4-Ebu Ya’la,5-İ.Neccar,6-Taberani,
7-İbni Mace,8-Haraiti,9-Taberani,10-İ. Ahmed,11-İnsan/8,12-Fecr/17,
13-Nisa/2,14-En’am/152,15-Nisa/8,16-Nisa/127,17-Bezzar,18-İbni Hibban,19-Hakim,20-Beyheki,21-İ.Rafii,22-Duha/6,23- İsfehani, 24-Duha/9.
Yalkın Tuncay



